Derviş Edna PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 07 Eylül 2008 02:28

           Anadolu’nun her yöresi hak âşıkları ve gönül insanları ile doludur. Yaşadığı yöreyi çiçekler gibi süsleyen bu değerli âşıklar çevresine güzellikler saçmakta, etrafına ışık tutarak insanları aydınlatmakta, gönülleri nurlandırmaktadırlar. Sevgi, dostluk ve kardeşlik mimarı olan âşıklarımız, muhabbetlerinde söyledikleri nefes ve deyişlerinde insanlara yol göstermiş, eğitici, öğretici konulara yer vermişlerdir.

         Muhabbet ve gönül insanı olan âşıklarımız yaşantısı boyunca insanlara sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü ve kardeşliği aşılamışlardır. Ayrıca yaşantıları ile de insanlara örnek olacak davranışlar sergilemişlerdir.

         Toplumun geleneğini, göreneğini, inancını, kültürünü yaşatan ve eserleri ile gelecek kuşaklara aktaran âşıklarımız bu kültürü muhabbetlerinde sözlü olarak dilden dile aktarmışlardır. Türk gelenek ve göreneklerine bağlı kalan âşıklarımız Dede Korkut’tan günümüze bu kültürü bizlere taşımışlar, duygu ve düşüncelerini, acılarını sevinçlerini coşku ve ahenk içinde bağlamaları ile muhabbet meclislerinde dostları ile paylaşmışlardır. Bu sevgi ve muhabbet aşkıyla yanıp tutuşan âşıklarımız her zaman birbirlerini arayıp bulmuşlar, can cana kaynaşarak sadık dostluklar oluşturmuşlardır. Bu sevgi ve muhabbet ortamında yeni âşıklar yetişmiş, ustalarından öğrendikleri bu kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarmışlardır.  Çorumda yaşamış olan Derviş Edna da bu gelenek içerisinde yetişmiş ve muhabbet ortamında dostlarıyla kaynaşarak çevresindeki dostlarının sevgi ve saygısını kazanmıştır. 

           Derviş Edna’nın eserleri derlenip yayımlanmadığından günümüzde çok az tanınmaktadır. Kendi yaşadığı yörede bile hakkında çok az şey bilinmektedir. Uzun bir süredir Derviş Edna’ya gönül vermiş dostlarını araştırdık, hayatta olan kızından ve gönül dostlarından bilinen deyişlerini ve hikâyelerini toparlamaya çalıştık. Köyüne giderek yaşadığı mekânları ve türbesini ziyaret edip hakkında araştırmalarda bulunduk. Çalışmalarımız esnasında Çorum’un yetiştirdiği Hak âşıklarından Fedai Dede’nin de eserlerinin derlenmediğini ve çevrede yeterince tanınmadığını gördük. Böylesine emek çekilerek bizlere bırakılan bu eserlerin kaybolmasına gönlümüz razı olmadı. Karınca kararınca elimizden geldiği kadarıyla bu eserlerin derlenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için büyük çaba gösterdik. Bu çalışmalarımız esnasında bizleri yürekten destekleyen dostlarımızın teşvik ve katkılarıyla bu eseri oluşturduk.    Derviş Edna ve Fedai Dede’nin bahçesinden topladığımız çiçekleri siz dostlarımıza sunmak ve paylaşmak istedik. 

                      Araştırmalarımız esnasında bizlere yardımcı olan değerli büyüğümüz Behiye annemize(Derviş Edna’nın kızı) emeklerini esirgemeyen Hasan Yüceer ve Kemal Gevrek’e,  bu eserin oluşmasında bizleri destekleyen (Güven Saz Evi) Mithat Aşıran’a çok teşekkür ederim. Fedai Dede hakkındaki araştırmalarımızda bizlere yardımcı olan Fedai Dede’nin torunu Haydar Erdem dedeye, maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Medet Erden dedeye saygılarımı sunar, okuyucularımızdan eksikliklerimizi bağışlamalarını dilerim. 

 

Derviş Edna

 

01 Eylül 2008 Çorum 
Mehmet Çevik
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
tel:  05354468886
 

( Bu yazı tescillidir. Kaynak gösterilmeden kopyalanması,  bir kısmının alınması , değiştirilmesi kanunlarla korunmaktadır.)

 

 

ESERLERİNDEN BAZILARI

 

 

 YOLUNA KURBANDIR CESETTE CANIM

 

Yoluna kurbandır cesette canım
Senin emrin ile söylüyor dilim
Gönülden çıkarma gül yüzlü pirim
Gönüle karışan yâre kurbanım

 

Karıştın gönlüme dalgam coşurdun
Aşkın küresinde sinem pişirdin
Aşkına düşeli günüm geçirdim
Erişen günümde pire kurbanım

 

Seni görmeyince duramam derdim
Sen idin dilimde ezberim virdim
Cümle dertlilere sendendir yardım
Çağırınca erişen cana kurbanım

 

Karıştı gönlümüz vallah ayrılmam
Tanıdım dostumu billâh çevrilmem
Cihanı verseler bakıp ayrılmam
Hakikat söyleyen dile kurbanım

 

DERVİŞ EDNA’m dosta kurban olmuşum
Cihanda arayıp bir tek bulmuşum
Selman gibi sevdiğime ermişim
Alnında balkıyan nura kurbanım

 

 


 

 

GÖNÜL EVİNDEN SEYREYLEDİM CİHANA


Gönül evinden seyreyledim cihana
Vakit tamam oldu etmem bahane
Kayıtla başını gitme tufana
Yolun dikilmeden çare bakmalı

 

Bu dünya fanidir yetilmez imiş
Yakasız gömlek atılmaz imiş
Müşteri bulup ta satılmaz imiş
Bulup müşterini kâra bakmalı

 

Müşteri bulda kârına bakın
Yolun ırak değil cihana bakın
Ayıtla yolunu başını sakın
Kurtarıp başını hale bakmalı

 

Niceleri geldi geçti cihandan
Her ne ki dilersen dile bu handan
Günde yüz bin kere görünür sende
Gösterip yolunu pire bakmalı

 

DERVİŞ EDNA’m pir göründü gözüme
Düşe idim ol sultanın izine
Ahırında gelirsiniz sözüme
Kurtarıp bu başı hale bakmalı

 

 

 


 

 

KOYUN GİBİ KURBAN VERDİM CANIMI


Koyun gibi kurban verdim canımı
Ta ezelden dinler idim ününü
Gördüm cemalini, tuttum yolunu 
Tuttum eteğini salmam sanıyom 

 

Çalındı kalemler ervahım âdem 
Elham suresidir gönlümde güdem 
Aşkına düşeli ağlarım müdam  
Aşkına düşeli gülmem sanıyom

 

Ta ezelden böyle çalmış kalemi
Gezdim seyreyledim cümle âlemi
Alnında gördüm levh-i kalemi 
Çalındı kalemler bozmaz sanıyom

 

Aşkına düştüm de canımdan geçtim
Rahmet deryasından badeyi içtim
Bu fani mülküne çok gelip gittim 
Eleste ikrarından dönmem sanıyom 

 

DERVİŞ EDNA’m bir ikrarda eğlendim
Kemerimi bir gerçekten bağlandım
Geldim gittim bu cihanda doylandım
Verildi nasipler yelmem sanıyom
 

 

 


KULLANILAN TERİMLERİN AÇIKLAMALARI
- Cemal : Yüz, güzel çehre
- Eteğinden tutmak: Pire bağlanmak, onun yoluna gitmek
- Ervah : Canlar, ruhlar
- Elham Suresi: Fatiha suresi
- Müdam: daimi, durmaksızın
- Levh-i kalem: Üzerinde insan kaderinin olmuş ve Olacakların yazılı olduğu inanılan tanrısal levhayı yazan kalem
- Fani: Gelip geçici, devamlı olmayan. Bu dünya
- Eleste ikrarı: Tanrının ruhları yarattıktan sonra
-“Elestü bi –Rabbiküm” yani ben sizin rabbiniz değil miyim? diye sorduğu toplantıda ruhların verdiği karşılık “ Kalu bela” yani “ evet ” dediler. Allahü tealaya  söz verdiler.

Son Güncelleme: Pazar, 11 Ocak 2009 13:07
 
© 2008 www.merzifonlu.net | Template by Joomla Templates